
'' Çocukluk... ''
Su istismar etmek bazen hayatı nasılda rahatlatıyor insanı.
Durup sadece çocukluğunu öldürmek soğuk yatakta,
Tentelerden mazgallara ilerleyen yağmurun; odaya sesini doldurmasıyla...
Tuhafız işte biz...
Ruhani yanımızda sallanıyor temeller,
Tabular içinde zaman tutuyor kaypak gülüşler,
Bakalım hanginiz ilk önce atlı karıncadan düşer.
İncilen el kadar acıtmadığı olur yorgan altında sabahın nöbetini tutmak
Uykuya '' lütfen gözlerime asılmaktan vazgecer misiniz ? '' diye rica eden benim belki de en Büyük ahmak...
Çocukluk bu, cabamızdır hep sığ kıyılarda kulaç atmaya çalışmak,
Tohumu atıp, fasülye ağcından bulutlara cıkmayı ummak.
Yıldızlarla yarıştırdığım el fenerim
Bir de fosforlu yıldızlarım!
Hep sırıtan o ay dede'nin uyku şapkasında asılı kaldı dudak kıvrımlarım...
Korkup yastığımı kaptığım gecelerde,
Gözüm kapı aralığından sızan o mum sarısı ışığın üzerinde...
Gitmekle gitmemek arasındaki o tedirginlikte,
Bekledim biraz ürkek ve korkak gözlerle...
Bulamadın ama beni hiç masal kahramanım...
Ben sadece simli rüyalarımda seni ağırladım...
Aynada sekiz yaşını gören beyaz gecelikli kıza...
okyanustaki rüzgar
'' Dém ''

~ şehirde bir hayta ~
Sokak lambaların cümbüşünde bir gece daha...
Alıştığım o soğuk duvarları'nın gölgesinde,
Aya baktım son defa.
Gaz lambası misaliydi ışığı sokak lambasının.
Yalpalanan yağmur damlalarını simliyordu.
Bir ateş böceği misali
Gökyüzüne küçücük yıldızlar ciziyordu...
İsmini sayıklayan bu parmaklarda
Fersiz bir izdüşüm titriyordu...
Sonbaharı daha sert hissediyordum sanki gorky parkta...
O an dönüp bir kere daha baktım
Bir daha göremeyeceğim o banka...
Rutubeti üzerime sinen metro istasyonuna vardığımda,
Son defa bu şehirde şeb'i kucakladım.
Nice hatrı sayılır kareleri tuttuğum vardiya sayfalarımda,
Son bir dipnot oldu soğuk bakışların.
Hoşçakal sessiz hayta...
Artık kırmızı dudaklarında yitik bir ad'ım...
Hoşçakal adımladığım hayali şehir moskova.
Hoşçakal giz'düşüm'üm ...
okyanustaki rüzgar...
~ Dém'li satırlardan ~
'' giz'düşüm'üm'e ''
ona eşlik eden kadife ses
efkarlı
titrek
bu gece yanlız kalmam gerek
virane şehirde
yitirilmiş bir gün daha
kayıplara karışan bir ben günün sonunda
mayısın gölgeli gecesi
beni rencide eden sessizliği
bu gece benim için gelmiş sonbaharın rengi
yinede karşıladım onu gülerek
bu gece sensiz kalmam gerek
yüreğimin sızısı gözlerimde
hayalim aynaya aksetmekte
daha bir sisli görünüyor
ansızın düş oluyor
aynı anda gökyüzünde bir yıldız doğuyor
diyor ki seninim iste görüyormusun ben parlak
sahte parıltısı sadece bir tuzak
uzak.....çok uzak
bu gece vazgeçmem gerek
bir ben var
duvara yaslanmış
boğazı düğümlenmiş
gözlerinin altı biraz daha çökmüş olan
bir ben var elimde
yarım bile değil çeyrek
bu gece sessiz kalmam gerek...
kanunun sesi yüreğimin teline dokunuyor
çocuğun nefesinin buğusu
aklımı bulandıryor
kanun susuyor
gözleri doluyor
ve bardağından bir yudum alıyor
titreyerek
bu gece ağlamam gerek...
okyanustaki rüzgar