ay ile güneş yer değiştirken henüz yeni çıkmıştı hastanenin kapısından.allak bullaktı.saçları darmadağındı...hastanenin etrafındaki bahçenin ortasında gecen o uzun yolda boş gözlerle ama zihnindeki kesik karelerle ilerliyordu...
bir hayatı nasıl kurtarırım...
bulanıklaşıyordu hatırlamaya çalıştıkça..hatırlamaya çalıştıkça zihni dahada zorluyordu dahada bir derinlere atıyordu o sahneleri...kendisi için böylesi daha iyiydi belkide ancak istiyordu o anı son kez gözden geçirmek...bir hayatın nasıl yitip gittiğini..bir hayatı nasıl koruyamadığını görmek...sorgulamak istiyordu.
bunalmıştı.elleriyle yüzünü ovuşturuyordu...yüzünü gererek ellerini saçlarının arasına daldırmış şimdi bir bankta kolları dizlerinin önünde oturmaktaydı...kargaşalardaydı ve kulağında bahçedeki küçük çocuğun sesi vardı.heycanla anlattığı birşeyleri kısa
kikirdemeleriyle bölüyordu.şu durumda çok sinir bozucu geliyordu selime küçüğün o hali.halbuki şimdi o yanında olsaydı bu bıcır bıcır ufaklığı kısa bir süre alıkoymazlarmıydı yanlarında,sevmez ve sorulan sorulara belkide vereceği büyümüşte küçülmüş havasındaki cevaplar karşısında birbirlerinin yüzüne bakarak dudaklarını ısrmayacaklarmıydı ''bu küçük büyüyünce çok fena olacak''diyerek.
istemiyordu.
soluk almak artık bir işkenceye dönmüştü selim için.arsız bir komşu gibiydi yaşanılmış en büyük acıları..hayat masasında kaybettiği pullarını evirip çevirip aklına sokuyordu her defasında kumarbaz arkadaşları.başı hep ellerinin arasında olurdu gün içinde.bir banka yığıldığında bu kaçınılmaz görüntüsüydü onun.artık dayanamıyordu...kaçmalıydı.
''sessizliğin rahatsız edicliği yine ''diye düşünmekten alıkoyamıyorken kendisini ''işte yine çaresizim,ben yine yenildim''diyordu...bir hayatı kurtaramamıştı...
yumdu gözlerini...yağmur ciselerini atmaktaydı..hissetmek istedi.olmadı...''ne yaptım ben allahım...ne yaptın sen bana...ne yaptırdın...
sigara olsaydı keşke şimdi...ne de güzel giderdi yaprak uğultusunda yerdeki ıslak gazetenin kokusunda...çekebilseydim içime eğer...''
zihni bulanıklaşıyordu şimdi.odasını görüyordu.içindeydi odanın.öfkeliydi ve eline ne geliyorsa sağa sola savuruyordu.görmemeliydi onları öyle.öylece uzanmış olmamalıdı göğsüne o piçin yarı çıplak.süpriz yapacaktı ''hayatımda ilk defa iyi bir bok yiyecektim''diye bağırıp çağırıyordu.kaçıncı affedişiydi bu onu.kaçıncı gözyumuşunun kaçıncı darbesi olmuştu.kaçıncı yeminin başında ekmek kırmıştı yine sevdiğim dediği kız.bırakamadığı,herşeye rağmen sarmaladığı beden için kaçıncı defa ölümü düşünüşüydü?
''değmiyorsun lan orospu!!!'' şimdi kulaklarında yankılanmıştı bu sözleri selimin.gerisinde sadece bir tül değiyordu gözlerine sonrasında bir acı ve karanlık.
dikmişti gözlerini sol tarafında kalan gölgeli camına hastanenin...baktı ve gözlerinden yaşlar süzülerek çevirdi başını ıslak yola...böyle olmamalıydı.erkendi daha.daha ortaköyde balıkekmek yenilecek sonrada nargile çekilecekti.doğum gününde birlikte üfleyeceklerdi mumlarını.olmamalıydı işte...o camın ötesindeki beden için daha erkendi beyaz örtüye bürünmek...hem daha acı verici ne vardı ki başucunda ağlayan kadının halinden başka.kızın omuzuna değen bir iki yabancı elinin teselli cabalarını görmek.evet o ordaydı.ağlıyordu,kendinden geçmiş gibi duruyordu.sanki pişmalık mı vardı yüzünde kızın...artık neye yarardı ki..gerek yoktu bakmaya,içini dahada fazla yakmaya.''dön oğlum bu tarafa''dedi.olmasını dilediği pişmanlığın geç gelişini görmek istemedi.korktu ve kaçırdı bakışlarını.
bir ürperti hissediyordu selim oturduğu yerden.bahcedeki çocuğun gülücüklerin arasında o kadının hıçkırıklarını duyuyordu.yanağında bir dokunuş hissediyordu.sıcacıktı,rahmet doluydu sanki..sanki ruhunu ısıtan bir meltem bahşedilmişti o ara selime.böyle oluyormuş demekki dedi yine kendi kendine..zaten kendisinden başka kim duyabilirdiki artık onu.
hayatta bir karamizahin içindeyiz işte diye düşünürdü hep selim.bir yerlerde her zaman bir şeyler olurdu.tanışmalar olurdu,mesela kızla erkek karşılaşırdı.. arkadaşlık falan derken işte bir iki gülüşme,kıkırdaşma.bir iki buluşma sonra telefonlaşmalar ardından daha sık buluşmalar derken birden bakardılarki o iki kişi sevgili olmuş.zaman geçerdi hani artık bir şeylerin tadı kalmazdı,bazı şeyler dahada göze batardı.yok efendim sen neden bugün şöyle yaptın da neden böyle demedinlere karşı taraf ''neden öyle anladın şimdi'' diye cevap vermek zorunda kalırdı..böyle angaryalar çıkardı artık çoğu zaman...sonra yollar ayrılır yeni tanışmalar falan ''dönüp dolaşıp ucundan değecek benim hayatımada işte birilerinin bu hayat naneleri''derdi ve arkadaşlarıylada çok gülerdi bu sözlerine bir bilginlik havasındaki bakışlarıyla.hayat karamizahtı evet...belki mizahın en karanlık yerindeydi artık.mizahın da dışındaydı.bir hayatı kurtaramamıştı,hayattan düşmüştü işte.kendisini kurtaramamıştı...
okyanustaki rüzgar
0 yorum yazılmıştır