gök gürlemişti...
onlarca insanın ayak seslerine yağmurun tenteler, şemsiyeler ve kaldırım üzerindeki şıprtıları karışıyordu..
yol boyunca yağmur ırmakçıkları akıyordu bilinmeyen biryerlere doğru.
şemsiyemde yoktu kahretsin.
hızlıca ilerliyodum o kalabalığın içinde tramvaya yetişmem lazımdı bir yere gidiyordum ancak nereye bende tam bilmiyordum...sanki biri beni bekliyordu...
acelem vardı ancak yağmurun etkisinde birde bu kalabalıktan yürümek nerdeyse imkansızdı...ne şans tanrım derken bir el uzandı ellerime doğru...irkilerek döndündüm hafifçe...küçük bir çocuk...şaşkın bir ifadeyle bütün dikkatimi küçüğe vermiştim...gri iri gözleri vardı...tam bir çocuk saflığındaki yüzü kir içindeydi...ne oluyor dercesine baktım...çocuk dudaklarını kıpırdattı bir şey söyledi ancak yağmurun ve yanımızdan kahkahalarla koşan iki aşığın sesi bastırmıştı küçük çocuğun kelimelerini...beklenmeyen bir şekilde ellerime asıldı..o kadar sıkı tutmuştu ki ellerimi bir çocuğun bu denli güçlü olmasını aklım almamıştı..ellerim ufak ellerinin arasındaydı şimdi...avucuma bir şey bırakmıştı...sıcaktı...ellerimin arasındakine kilitlenmiştim o anda.huzursuz hissediyordum kendimi...aklım karışmıştı ne diyeceğimide bilmiyodum ama bir şeyler sormam gerekiyordu.kafamı kaldırdığımda çocuk koşarak benden uzaklaşıyordu...seslendim arkasından dönüp bakmadı bile koşmaya devam etti sadece.
peşinden gittim ama adım başı birileri kesiyordu önümü omuz atıyolardı...tanımadığım kişilerin düşmanca bakışları vardı bana karşı...anlamsızdı.
tıpkı küçük çocuğun aldırış etmeden çekip gitmesi gibi...
gök gürlemişti en şiddetlisinden.yağmur biraz daha sevdaya gelmiş akıtıyordu bulutlardan kendisini
yeryüzüne yağmanın çılgınlığındaydı belki o yüzden bu kadar hızlı ve can yakıcıydı...
o kadar bitkindim ki...dahada ağır hisediyordum kendimi.sırılsıklamdım.yağmurun damlacıkları üzerimdeki yükü kat be kat artırmıştı sanki...elimdeki geldi birden aklıma...yavaşça açtım avucumu...kolye...o kolye...dehşete kapılıştım...
o hediye etmişti bana birlikte olduğumuz zamanlarda kendisi yapmıştı...tahtadandı..tıpkı bir kelebeğin şeklindeydi girintisiyle çıkıntısıyla...içinde fotoğrafımız vardı...
o gün bağırıyorduk birbirimize nice gülüşmelerimize şahitlik etmiş o parkta.aldırış etmiyoduk birbirimizin sözlerine sadece ve sadece sayıyorduk dilimize gelenleri.ilk defa o kadar kin doluydu bakışları..hiç kimsede şahit olmadığım kadar nefretlikle bakıyordu gözlerime.ellini kaldırmıştı bana
kaldırmıştı ama vurmamıştı...
ancak son sözüyle silmişti hayattan beni ''bende yoksun!''.
yoktum sende...olmamıştım demek hiç...tekrarlamıştım ondan sonra''bende yoksun'' dilim düğümlenmişti...beynime kilit atılmıştı...o kadar zordu ki bunu kendimden duymak...
göğsüm yanıyordu...doğru ya son hamle bu hikayede bana aitti.kolyemi ilk hediye ettiğin yerde...unutmam söküp atmıştım boynumda kelebeğimi,an be an bakışların kolyedeydi yere düşene kadar
sanki yavaşlatılmış karelerle izliyordum seni.
aslında seni değil ayrılığımızı izliyordum ben.
aklımda sen vardın o an...unutmuştum ben halbuki...kaybetmemişmiydik çoktan seni.kimdi? neydi? nerden gelmişti o çocuk?
bu kolyeyi nerden bulmuştu...nerden...
bir sokaktaydım şimdi ben.yerinden huzursuz taşların oluşturduğu o sokakta karanlıklara doğru yürüyordum sanki sana varacakmışım gibi yolun sonunda...
üşüdüm.soğuk bir rüzgar esti odamın penceresinden tülleri savurdu sağa sola
şimşekler eşlik ediyordu,ardından odam mavi ışıklarla doluyodu anlık olarak.
erken dalmıştım uykuya bu gece
yüzükoyun yatmışım.
boynum ağrıyordu.
bulanıktı herşey.
gözlerimi ovuşturduktan sonra zar zor doğruttum kendimi...ıpıslaktım...saçlarımın önü,yüzüm ter damlalarıyla doluydu...
''of...nasıl bir rüyaydı...'' dedim kendi kendime...
kalkmıştım saate baktım 3.49 sanki hiç uyumamış gibiydim. camı kapatmak lazımdı.dışarıda hava hala sabahki gibiydi.perdeleri zor zaptetmiştim epeyce bir cebelleşmiştik.bu saatte yapılacak bir şey yoktu yorulmuştum mecburi yatağıma doğru ilerlerken yatağımın ayakucundaki aynamda bir ışıltı gözümü almıştı ...ağır adımlarla ilerliyordum...
nedense huzursuz olmuştum birden.üstelik bu gecede odamda yalnızdım,binamız her gecekinden daha farklı bir sukuneti barındırıyordu o anda...ilerledim...bir adım...bir adım...bir adım daha...bendim işte.dur bir saniye...bendim ancak ancak bu boynumdaki neydi benim...kolye mi...ne?..o o kolye...gözlerim açılmış ve dehşet içindeki bakışlarımla bir fısıltı duyuldu yanı başımda ''hep bende kalacaksın'' ...gökgürültüsü ardından sonsuz bir mavilik dolmuştu küçük odaya ve ardından uzaklaşan küçük adımların sesleri...
okyanustaki rüzgar
03:49 30.6.07
