
'' İç'li & Dış'lı ''
İçimde durduramadığım öfkeden ibaret artık adın!
Radyasyona tutulmuş gibi karantina bölgesi ilan ediyorum haksızlığınla suistismal ettiğin kalbimi!
Düşünememiştim halbuki bensiz gülebileceğini...
Ama artık kurşuna dizdim sana karşı iyi niyetlerimi!
Bilmezsin sen;
Hoş bilmene de gerek yok ya zaten...
Rüyamı zaptettin dün gece,
Gerçekliğin içindeki hayalin,
Bu sefer rüyamdan fırlamış,
Yatağımın dibinde saçlarımda ellerini gezdiriyordu.
Unutmaya yüz tutan sesini,
İlerletiyordu bulanık cehresindeki lebinden,
Sesinin yumuşaklığı sarsıyordu Dém'i derinden...
Seni düşündükçe çürük bir elma gibi hissediyorum kendimi,
Aklımda yankılanan sesin kurt misali kemiriyor beynimi!
Sarhoş bir sinek gibi kendini kaldıramıyor aklım.
Fark ettimde küskünlüklerimin ayaklanması olmuş satırlarım,
Aniliğin getirdiği dayanılmaz ağırlığın bir eseri mi acaba bu dalgınlığım?
Katedebileceğinden daha uzun bir mesafede soluğunu tüketen karınca gibiydi oysa sana zaafım!
Hani aldatılmak dediğimde '' çok ağır '' der,
O gözlerinde sis bulutu belirirdi ya argın...
Aslında ağır gelmedi bana hiç oyunu yarım bıraktığın ...
İçimde yarattığın,
sadece '' istiklali '' küle çevirebilecek bir yangın!
O kadar şey var ki unutulmayacak...
Dudağa o melankolik melodi takılır hani,
Sonra, her vapura bindiğimde korkuluklar bekler beni ıpıslak...
Kabus gibi gelir bir an yaşamak!
Dalgalar üzerime ilerler ağır aksak
Kırmızılı bir kız görülür suyun dibinde yürüyüşü paytak...
Olmayı istediğim ahmak gibi olmak,
'' Sen de herkes gibisin ... '' deyip durumu baştan savmak
Ya da istediğim gibi kelimeleri orospu yapmak ...
Rahatlatacaksa beni
İstemiyorum artık yazmak...
İhtiyacım olan;
Acı soluyan bu şehrin gözyaşı döken herhangi bir sokağında
Elleri ceplerinde,
'' O '' beyaz bedene rastlamamak...
'' Okyanustaki rüzgar '' gibi hissettiren şiir...
Sandıkiçinden...
... farklı değiliz ama farklıyız...
bitmek bilmeyen sınavlara sövüş sonrası
12/11/2007 tarihinde yazıldı.Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mesela ...
Nâr dudaklardan çıkıp anlatacakları olan kelimeleri hapseden
Ve bir yürek taşıyan
Ama elfazlarını dökmeye cesaret edemeyen
Kireç kadar beyaz,
Kireçlenmiş bir beden!
Anlamlandırılamayan ve zamanın acelesine ayak uyduramayan titrek ruhlu ten,
Bağlıyken gözleri adım atmaya çalışır düşmeden.
Karşımdaki sen, desen:
Şimdi çekip gitsem.
Ve bir daha konuşmasak mesela...
Ne olur ...
Kendine yer arayan o kasvet gelir içime oturur.
Olgunluğuna ayak uyduramayan benin biraz huzursuz,
Biraz utangaç bakışları yüzümde yüz bulur.
Karşında kimi zaman mağdur,
Mağdurluğuna inat mağrur durur sanki çocuk yanım.
Dokunulmamış tenime değen dilinin darbelerine
Serzenişte kalmış kelimelerim müdafi olur...
Kahverengi kutundan çıkardığın en renkli şeker,
Sigaranın dumanıyla öpülesi dudaklarının sıcaklığında kalır.
Gizli düşlerim içimden firar edip gözbebeklerime düşer,
Yüzsüzleşen yüzüm yüzüne bakmaya utanır.
Yarının ne getireceğini bilmezken,
İnişli çıkışlı yolda ne kesitirmeye çıkacak bir patika,
Ne de sus pus kalmış kelimelerimi tırmandıracağım bir yokuşum olur.
Düşünürken bunları,
Gözlerimin önüne iç gıcıklıyan gülüşün dikilir durur.
Birden bir ebr gelir gökyüzüme,
Olur siyah bir damla yağmur.
Bu belirsizlik yok oluşum olur.
Şimdi çekip gitsek...
Ve bir daha konuşmasak mesela...
Ne olur?...
okyanustaki rüzgar
dem'li dem'siz satırlardan
sahibini aramayan, içimizdeki şiir.
05: .. 30/10/07
Evvel zamanda kız kulesinden dalgalı saçlarımı savuramadım.
Bir hikayeninin periside olamadım.
Kirli papuçlarımla hayallerde dolaştım
Ben dublördüm başrolü oynayamadım.
anektod: küçük kıza
00:10 24.05.2007
okyanustaki rüzgar
