...

Anahtar kelime...
Zaman sildi çıpIak sevgilerimizi bir bir
Kış bürdü,
Yağmur, yapraklarını sürdü
GözIeri yaşlı ardından bakakaIdı...
Penceremin sokağında gençler hürriyet sevdasında
Sevdasına yas tutan dudaklardan
Hazin bir şiir dökülür soğumuş parmaklara,
Parmaklıklar arasında kalmış yasak teleşlarıyla.
okyanustaki rüzgar
___samimi'yetim,in güncesi____
kimi zaman aldırmazsın, sırtında kambur olsak
kimi zaman duymazsın, gözlerinde çığlık olsak
kimi zaman anlamazsın, ellerin boş değil, ellerin sıcak..
yer yer yersiz bir korku kaplar ya içimizi,
hiçliğimize söveriz en cömert halimizle, hoş görüsüz..
belki de sen 'kimi zaman'larını yaşıyorsun şimdi
samimiyet sandığın yalnızlıkla çarpışırken topsuz, tüfeksiz..
gidip gelmeler sonrası
umduğuna misafir olmuşken yani
bulduğuna üzülme ihtimalini hesaba katmadan
yerli yerinde görmemek şaşırtır insanı,
döndürür gözünü, düşürür yüzünü, düşündürür..
düş kalır dem,
dönüş arar dem,
güz günlerinde baharlı gülüş arar..
yosun dem'li,
deniz gam'lı
okyanustaki rüzgar dumanlı..
kirli, dağınık odada
günlerce dinleyip kendini
söz geçiremezken sessizliğe
yankılanır çığlıklar gözlerinde..
duyma bizi! gör..
sorma bizi! vur..
sayma bizi! dur..
ablanın eskilerini giyerken
yenilerin gibi bayramlık..
aldanma bu kimsesizlik değil, yalnızlık..
.memet çınar devrim.
- gayet_depresif -
" arama'da (-1) !bulundu! "
"hayat; harçlık için kapı kapı dolaşan yoksul bayram çocuklarının,
şekere kanma zorakisidir."
güne kattıklarından dolayı samimiyetine saygıyla, değerli yazar arkadaşımız okyanustaki rüzgar'a dem'li teşekkürler..
~~ Evet ! maskelerinizin altında kötü bir insanım !
^^ '' maske yırtılmasa hala afetti bize o yüz ''M. Akif Ersoy. Neden bu cümleyi anımsadım, anımsattım merak ettin mi?
~~ Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir.
Sizi aldatmasın...
^^ İste neden bu! ama maskeli sen değilsin. maskeli olan o değil!
~~Ve hiç biri ben değilim. olmadığımı göstermek ikinci doğam oldu...
^ ~ Samimi gülücükler... ~ ^
Mor günler Kemale ermiş satırlarınla çınar şairim.
Teşekkürler beni benden çekip kendimi irdelettiğin için.
Satırlar için..
Her şey için...
Biraz felsefik mi oldu acaba... ama sen anlamışsındır beni elhamdürillah .)
Dém.. okyanustaki rüzgar
hasretinden prangalar eskittim
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni, anlatabilmek seni,
namussuza, haldan bilmez,
kahpe yalana.
ard - arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarina kan gülleri takayım
bir o yana,
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansiz inen akşamdan.
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni, anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
ahmet arif
(....)
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani kurşun sıksan ecmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir-zıkkım cigaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...
ahmet arif (şentürk)
okyanustaki rüzgarları bilirmisin sen
martıların kanadında geçtin mi hiç okyanuslardan
hissettin mi yüzüne vuran sıcaklığı
unutmayı başardın mı dudaklarındaki çatlakları
gözlerinden döküldü mü dizeler
deniz üstünde köpürdü mü ?
gayet depresif
bilirim ki öyle kayıp şehirlerin hikayelerini içinde saklayan
deniz kızlarının saçlarına deniz yıldızlarını konduran deniz atlarının sesleri dolanan
karadeliklerde heba olmuş içinde ganimetler dolu yosun tutmuş kara incileri koyuluğunda sarmalarayan
iki kulaçta bir bermuda şeytan üçgeni...
her üçgendende bilinmezliğin akıntısına kapıldığım bir okyanus bilirim ki ben...
martıların mesken tutmaya korktuğu...
köpükleri çığlık dolu..
her dalgada biraz daha umuttan heves çalıp karanlığına katan bir okyanus bilirim ki ben...
sorulmasın sakın .
ne sen söyle ne de söyleyeyim ben...
okyanustaki rüzgar
30.06.07
gök gürlemişti...
onlarca insanın ayak seslerine yağmurun tenteler, şemsiyeler ve kaldırım üzerindeki şıprtıları karışıyordu..
yol boyunca yağmur ırmakçıkları akıyordu bilinmeyen biryerlere doğru.
şemsiyemde yoktu kahretsin.
hızlıca ilerliyodum o kalabalığın içinde tramvaya yetişmem lazımdı bir yere gidiyordum ancak nereye bende tam bilmiyordum...sanki biri beni bekliyordu...
acelem vardı ancak yağmurun etkisinde birde bu kalabalıktan yürümek nerdeyse imkansızdı...ne şans tanrım derken bir el uzandı ellerime doğru...irkilerek döndündüm hafifçe...küçük bir çocuk...şaşkın bir ifadeyle bütün dikkatimi küçüğe vermiştim...gri iri gözleri vardı...tam bir çocuk saflığındaki yüzü kir içindeydi...ne oluyor dercesine baktım...çocuk dudaklarını kıpırdattı bir şey söyledi ancak yağmurun ve yanımızdan kahkahalarla koşan iki aşığın sesi bastırmıştı küçük çocuğun kelimelerini...beklenmeyen bir şekilde ellerime asıldı..o kadar sıkı tutmuştu ki ellerimi bir çocuğun bu denli güçlü olmasını aklım almamıştı..ellerim ufak ellerinin arasındaydı şimdi...avucuma bir şey bırakmıştı...sıcaktı...ellerimin arasındakine kilitlenmiştim o anda.huzursuz hissediyordum kendimi...aklım karışmıştı ne diyeceğimide bilmiyodum ama bir şeyler sormam gerekiyordu.kafamı kaldırdığımda çocuk koşarak benden uzaklaşıyordu...seslendim arkasından dönüp bakmadı bile koşmaya devam etti sadece.
peşinden gittim ama adım başı birileri kesiyordu önümü omuz atıyolardı...tanımadığım kişilerin düşmanca bakışları vardı bana karşı...anlamsızdı.
tıpkı küçük çocuğun aldırış etmeden çekip gitmesi gibi...
gök gürlemişti en şiddetlisinden.yağmur biraz daha sevdaya gelmiş akıtıyordu bulutlardan kendisini
yeryüzüne yağmanın çılgınlığındaydı belki o yüzden bu kadar hızlı ve can yakıcıydı...
o kadar bitkindim ki...dahada ağır hisediyordum kendimi.sırılsıklamdım.yağmurun damlacıkları üzerimdeki yükü kat be kat artırmıştı sanki...elimdeki geldi birden aklıma...yavaşça açtım avucumu...kolye...o kolye...dehşete kapılıştım...
o hediye etmişti bana birlikte olduğumuz zamanlarda kendisi yapmıştı...tahtadandı..tıpkı bir kelebeğin şeklindeydi girintisiyle çıkıntısıyla...içinde fotoğrafımız vardı...
o gün bağırıyorduk birbirimize nice gülüşmelerimize şahitlik etmiş o parkta.aldırış etmiyoduk birbirimizin sözlerine sadece ve sadece sayıyorduk dilimize gelenleri.ilk defa o kadar kin doluydu bakışları..hiç kimsede şahit olmadığım kadar nefretlikle bakıyordu gözlerime.ellini kaldırmıştı bana
kaldırmıştı ama vurmamıştı...
ancak son sözüyle silmişti hayattan beni ''bende yoksun!''.
yoktum sende...olmamıştım demek hiç...tekrarlamıştım ondan sonra''bende yoksun'' dilim düğümlenmişti...beynime kilit atılmıştı...o kadar zordu ki bunu kendimden duymak...
göğsüm yanıyordu...doğru ya son hamle bu hikayede bana aitti.kolyemi ilk hediye ettiğin yerde...unutmam söküp atmıştım boynumda kelebeğimi,an be an bakışların kolyedeydi yere düşene kadar
sanki yavaşlatılmış karelerle izliyordum seni.
aslında seni değil ayrılığımızı izliyordum ben.
aklımda sen vardın o an...unutmuştum ben halbuki...kaybetmemişmiydik çoktan seni.kimdi? neydi? nerden gelmişti o çocuk?
bu kolyeyi nerden bulmuştu...nerden...
bir sokaktaydım şimdi ben.yerinden huzursuz taşların oluşturduğu o sokakta karanlıklara doğru yürüyordum sanki sana varacakmışım gibi yolun sonunda...
üşüdüm.soğuk bir rüzgar esti odamın penceresinden tülleri savurdu sağa sola
şimşekler eşlik ediyordu,ardından odam mavi ışıklarla doluyodu anlık olarak.
erken dalmıştım uykuya bu gece
yüzükoyun yatmışım.
boynum ağrıyordu.
bulanıktı herşey.
gözlerimi ovuşturduktan sonra zar zor doğruttum kendimi...ıpıslaktım...saçlarımın önü,yüzüm ter damlalarıyla doluydu...
''of...nasıl bir rüyaydı...'' dedim kendi kendime...
kalkmıştım saate baktım 3.49 sanki hiç uyumamış gibiydim. camı kapatmak lazımdı.dışarıda hava hala sabahki gibiydi.perdeleri zor zaptetmiştim epeyce bir cebelleşmiştik.bu saatte yapılacak bir şey yoktu yorulmuştum mecburi yatağıma doğru ilerlerken yatağımın ayakucundaki aynamda bir ışıltı gözümü almıştı ...ağır adımlarla ilerliyordum...
nedense huzursuz olmuştum birden.üstelik bu gecede odamda yalnızdım,binamız her gecekinden daha farklı bir sukuneti barındırıyordu o anda...ilerledim...bir adım...bir adım...bir adım daha...bendim işte.dur bir saniye...bendim ancak ancak bu boynumdaki neydi benim...kolye mi...ne?..o o kolye...gözlerim açılmış ve dehşet içindeki bakışlarımla bir fısıltı duyuldu yanı başımda ''hep bende kalacaksın'' ...gökgürültüsü ardından sonsuz bir mavilik dolmuştu küçük odaya ve ardından uzaklaşan küçük adımların sesleri...
okyanustaki rüzgar
03:49 30.6.07

Arşiv *
Işıklar hiç bu kadar gözümü almamıştı,
Sigara dumanı bu kadar genzime kaçmamıştı daha önceleri...
Yanlız kaldım,
Beddualarımı kendimden uzaklaştırdığım günden beri.
Siyah beyaz bir filmin,
Çat pat işini becermeye çalışan senaristi,
Daha çok acemi aktirsti,
Kelimeler içinde el yordamıyla arar kendini...
Hayat,insanların kör noktaları gibi!
Günah çıkarmaya meyillendiğin,
Sınırlarını çizmeye üşendiğin,
Her şeyden vazgeçip de,
Sonunda zora düştüğün halin...
Saplantılarda kalmış seninle birlikteliğim...
'' Bizsizliğimiz '' dayatılmaya çalışıyor üçüncü ellerce,
Uğraşamıyor zihnim.
Her şey aynı kalmaz ama bu'dur tek bildiğim!
* okyanustaki rüzgar *
'' yaldır yaldır yağar huzursuzlaşan sarı sayfalar ''

'' İç'li & Dış'lı ''
İçimde durduramadığım öfkeden ibaret artık adın!
Radyasyona tutulmuş gibi karantina bölgesi ilan ediyorum haksızlığınla suistismal ettiğin kalbimi!
Düşünememiştim halbuki bensiz gülebileceğini...
Ama artık kurşuna dizdim sana karşı iyi niyetlerimi!
Bilmezsin sen;
Hoş bilmene de gerek yok ya zaten...
Rüyamı zaptettin dün gece,
Gerçekliğin içindeki hayalin,
Bu sefer rüyamdan fırlamış,
Yatağımın dibinde saçlarımda ellerini gezdiriyordu.
Unutmaya yüz tutan sesini,
İlerletiyordu bulanık cehresindeki lebinden,
Sesinin yumuşaklığı sarsıyordu Dém'i derinden...
Seni düşündükçe çürük bir elma gibi hissediyorum kendimi,
Aklımda yankılanan sesin kurt misali kemiriyor beynimi!
Sarhoş bir sinek gibi kendini kaldıramıyor aklım.
Fark ettimde küskünlüklerimin ayaklanması olmuş satırlarım,
Aniliğin getirdiği dayanılmaz ağırlığın bir eseri mi acaba bu dalgınlığım?
Katedebileceğinden daha uzun bir mesafede soluğunu tüketen karınca gibiydi oysa sana zaafım!
Hani aldatılmak dediğimde '' çok ağır '' der,
O gözlerinde sis bulutu belirirdi ya argın...
Aslında ağır gelmedi bana hiç oyunu yarım bıraktığın ...
İçimde yarattığın,
sadece '' istiklali '' küle çevirebilecek bir yangın!
O kadar şey var ki unutulmayacak...
Dudağa o melankolik melodi takılır hani,
Sonra, her vapura bindiğimde korkuluklar bekler beni ıpıslak...
Kabus gibi gelir bir an yaşamak!
Dalgalar üzerime ilerler ağır aksak
Kırmızılı bir kız görülür suyun dibinde yürüyüşü paytak...
Olmayı istediğim ahmak gibi olmak,
'' Sen de herkes gibisin ... '' deyip durumu baştan savmak
Ya da istediğim gibi kelimeleri orospu yapmak ...
Rahatlatacaksa beni
İstemiyorum artık yazmak...
İhtiyacım olan;
Acı soluyan bu şehrin gözyaşı döken herhangi bir sokağında
Elleri ceplerinde,
'' O '' beyaz bedene rastlamamak...
'' Okyanustaki rüzgar '' gibi hissettiren şiir...
Sandıkiçinden...
... farklı değiliz ama farklıyız...

'' Çocukluk... ''
Su istismar etmek bazen hayatı nasılda rahatlatıyor insanı.
Durup sadece çocukluğunu öldürmek soğuk yatakta,
Tentelerden mazgallara ilerleyen yağmurun; odaya sesini doldurmasıyla...
Tuhafız işte biz...
Ruhani yanımızda sallanıyor temeller,
Tabular içinde zaman tutuyor kaypak gülüşler,
Bakalım hanginiz ilk önce atlı karıncadan düşer.
İncilen el kadar acıtmadığı olur yorgan altında sabahın nöbetini tutmak
Uykuya '' lütfen gözlerime asılmaktan vazgecer misiniz ? '' diye rica eden benim belki de en Büyük ahmak...
Çocukluk bu, cabamızdır hep sığ kıyılarda kulaç atmaya çalışmak,
Tohumu atıp, fasülye ağcından bulutlara cıkmayı ummak.
Yıldızlarla yarıştırdığım el fenerim
Bir de fosforlu yıldızlarım!
Hep sırıtan o ay dede'nin uyku şapkasında asılı kaldı dudak kıvrımlarım...
Korkup yastığımı kaptığım gecelerde,
Gözüm kapı aralığından sızan o mum sarısı ışığın üzerinde...
Gitmekle gitmemek arasındaki o tedirginlikte,
Bekledim biraz ürkek ve korkak gözlerle...
Bulamadın ama beni hiç masal kahramanım...
Ben sadece simli rüyalarımda seni ağırladım...
Aynada sekiz yaşını gören beyaz gecelikli kıza...
okyanustaki rüzgar
'' Dém ''